Yalvaç ilçesinin planı için tıklayınız.

 

YALVAÇ'IN GENEL GÖRÜNÜŞÜ

Yalvaç; Sultan dağlarının güney eteklerinde ve 1100 m. yükseklikle, 1415 km2'lik bir alanı saplayan 35.000 nüfustu olup, köyleriyle birlikte 100.000’i aşan nüfusla Isparta ilinin en büyük ilçeitdir. Tarihi ise bu mütevazi haliyle kıyaslanamayacak kadar eski ve zengindir.

Yalvaç, karayolu ile Akşehir'e 50 km; Konya'ya 180 km; Afyon'a 120 km; Isparta'ya ise 105 km uzaklıkla bulunmaktadır.

YALVAÇ'ın TARİHÇESİ

Yalvaç Türk tarihine ait belirgin bilgiler M.S. XI. yüzyıldan itibaren başlar. Anadolu'nun bu bölgelerine kadar yayılan Büyük Selçuklu imparatorluğunun 1300 yıllarında Moğolların istilasına uğrayarak parçalanmasından sonra ortaya birçok beylikler çıkmıştır. Bu bey­likler arasıNda bulunan Hamitoğlu Beyli­ği’ne katılan Yalvaç o tarihle beyliğin önemli bir merkezi olmuştur. Ancak Anadolu'ya yerleşen Osmanoğulları ay­nı zamanda gelişmeye başladığından 1400 yıllarında Osmanlı İmparatorluğu'na katılmıştır.

Osmanlılar Dönemi'nde tüm Ana­dolu'da uygarlık üst düzeyde olduğun­dan Yalvaç'ta bu dönemde inşaa edilen camii, han, hamam ve sivil mimari ör­neklerine bugünde rastlamak mümkün­dür. Bundan sonra Isparta ve çevresi ile birlikte Hamit Sancağı adı ile Konya'ya; daha sonra Isparta Sancağı vasıtasıyla Bursa'ya; 1840 yılında kaza haline gel­dikten sonra yeniden Konya'ya bağlan­mıştır.

1864 yılında ilçede Belediye teşkilatı kurulmuştur. Yalvaç, Cumhuriyetin ilanından sonra Is­parta'ya bağlanmış ve her geçen gün gelişerek bugün göller bölgesinin önemli merkezlerinden biri olma özelliğini korumaktadır.

Günümüzde özellikle kültür, turizm, tarım ve el sanatları (dericilik, keçecilik, halıcılık) yö­nünden büyük bir potansiyele sahiptir. Yalvaç kertmesi "Resul (Elçi)" yol gösterici anlamına gel­mektedir. Yalvaç'ın tarihi, Türklerin buraya yerleşmesinden önce, tarih öncesi dönemlere dek uzanmaktadır. Yalvaç ve çevresinde yapılan araştırmalar bu yörenin Neolitik Dönem'den itiba­ren günümüze kadar devamlı bir yerleşme yeri olduğunu ortaya koymuştur. Kentin sınırları içe­risinde önemli yerleşme merkezlerinde Antiocheîa, Men Kutsal Alanı, Limenia Adası, Çınaraltı, Hoyran Gölü ilk sıralarda yer almaktadır. Ayrıca ilçe çevresinde tarih öncesi dönemlere ait 50’ye yakın Höyük bulunmaktadır.

 

 

 

 

YALVAÇ (Pisidia Antiocheia Antik Kenti)

Antiocheia; Isparta iline bağlı Yalvaç ilçesinin yaklaşık 1 Km. kuzeyinde

ve Sultan dağları­nın güney yamaçları boyunca uzanan verimli bir

arazide kurulmuş, Pisidia bölgesinin başkenti­dir. Antiocheia'da

Apollonia gibi bir Seleukos kolonisidir. Seleukos soyundan Antiochos

I. tarafından (M.Ö. 281-261) yıllarında kurulmuştur.Kente kurucusunun

adına izafen "Antiocheia" adı verilmiştir. Büyük Antiochos'la Apomia

barış görüşmeleri sırasında (M.Ö. 190-188) Antiocheia, Magnesia'dan

getirilen kolonistler tarafından kolonize edilmiş ve kente Romalılar bağımsızlık

vermişlerdir. Antiocheia bu durumunu Amyntas'ın idaresi altına girinceye

kadar korumuştur. M.O.251e Amyntas'm öldürülmesinden sonra bölgenin

bütün şehirleri gibi Galatya eyaletine dahil edilmiş­tir. M.Ö. 25 yılında

Pisidia bölgesinde ilk ve en büyük askeri kolonisinin imparator Augustus

tarafından kurulmasından sonra şehir, Roma askeri kolonisi olarak

yeniden kurulmuştur. Augus­tus Antiocheia'ya Roma'dan 3 bin Romalıyı

getirterek yerleştirmiş ve "Yedi Mahalle" ismini bu kente vermiştir.

Ayrıca yaptığı işlerle ilgili bir Latince metinde (Res Gestae Divi August)

bu kente ithaf edilmiştir. Bu nedenle antik Roma kenti ile Antiocheia

kardeş bir şehir olarak tarihte önemli bir yere sahip olmuştur. Bu dönem

içerisinde Antiocheia'da iki Lejyonun (V-VII) kuruldu­ğu mevcut yazıtlardan

anlaşılmaktadır. Roma Dönemi'nde 100 binin üzerinde bir nüfusun

yaşadığı, yazılı kaynaklarca ifade edil­mektedir. Bizans Dönemi'nde

özellikle M.S. 1 yüzyıl başlarında Aziz Paul ve Aziz Barnabas'ın yeni dini

yaymak için Anadolu'ya yapmış oldukları üç önemli misyoner seferinin ilkinde

Antiocheia'yı merkez seçme­leri oldukça dikkat çekici olup, bu dönemde

de şehir önemini koru­muştur. Erken impara­torluk Dönemi'nde şehir yeniden

 düzenli bir planla kurulmuş birçok dini ve sivil yapılar inşaa edilmiştir.

Bunlar arasında yer alan beli başlı yapılar; Augus­tus tapınağı, Tiyatro,

Roma Hamamı, Aziz Paul Kilisesi, Bizans Kilisesi, Men Kutsal Alanı.

 

 

 
 

BATI KAPISIKent'in en görkemli kapısı şeh­rin batısında yeralmakta idi.

24 m. genişlikte ve 11 m. yükseklikte olan kapı, iki kenar

ve iki orta pylonlu ol­mak üzere üç açıklıklı geçit şeklindedir.

Kapının kenar boşlukları Ni­ke ve Geniüs'larla bezeli olup arşitrav

üzerinde "Gaius Julius Asper Con. 212" yazıtı yer almaktadır.

Arşitrav üzerinde bulunan frizde hip-pokomps, triton, kalkanlar,

zırhlar ve çeşitli silah kabartmaları tasvir edilmiştir. Anıtsal girişin iç

yüzüde çeşitli figür ve bitkisel mo­tiflerle bezenmiştir.

Yapılan araştırmalar ana girişin, İmparator Hadrianus Dönemi'nde

yapıldığını ortaya koymuştur.

 

 

 

 

 

AUGUSTUS TAPINAĞI

Kentin en yüksek yerindeki do­ğal kayalık alan Ana Tanrıça

Kybele'nin tapınma yeri olarak kullanılmıştır. Daha sonraki

dönemde aynı yere Ay Tanrısı Men adına bir tapınak yapılmıştır,

imparator Augustus'un Roma kolo­nisini kurmasından sonra,

onun adına dönemin en görkemli tapı­nağı olan ve kalıntıları

günümüze kadar gelen yapı eski tapına­ğın üzerine inşaa

edilmiştir. Kut­sal alan I.S. IV. yüzyıldan itiba­ren de açık

hava kilisesi olarak kullanılmıştır.

 

 

 

TİYATRO

Şehrin merkezine yakın bir tepenin yamacı­na inşaa edilen tiyatro,

Roma Dönemi'nde genişletilmiş ve 15 bin kişilik bir kapasiteye ulaşmıştır.

Bu tiyatronun özelliklerinden biri-" side kentin doğu-batı caddesinin güney

oturma sıralarının altından 60 m. lik bir tünelin geçmiş olmasıdır.

 

 

 

ROMA HAMAMI

Kentin kuzey-batı köşesinde yer alan ha­mam oldukça büyük ölçüde inşaa

edilmiş olup, iki ana bölümden (hamam kısmı ve Palaestra) ibarettir.

Yapının gerek mimarisi, gerekse elde edi­len yazıtlarda Anadolu'nun

en erken hamam yapılarından biri olduğu anlaşılmaktadır.

 

BİZANS KİLİSESİ

Tiyatronun hemen arkasında bulunmaktadır. Daha önce

Dionysos Tapınağı olarak kullanılan yapı üze­rine inşaa edilmiştir.

 

 

MEN KUTSAL ALANI

ilçeye 5 km. uzaklıkta "Gemen korusu" denilen bir tepe üzerindedir.

Ay tanrısı Men adına inşa edilen tapınağın tarihi M.Ö. IV. yüzyıla kadar

çıkmaktadır. Burada iki kilise, stadium ve evler mevcuttur.

 

 

LİMENİA ADASI

Yalvaç'a 24 km. uzaklıkta Gazniri mevkiinde Hoyran Gölü içerisinde bir adadır. Göl kenarı­na asfalt bir yolla ulaşılmaktadır. Adanın etra­fını çeviren sur duvarlarından başka, ada için­de Tanrıça Artemis adına inşa edilen bir tapınak ve diğer yapıların kalıntıları mevcuttur.

LİKYA KAYA MEZARLARI

Hoyran gölünün kenarında Dutlubük mevkiin­de yekpare kayalara oyulmuş mezarlar bulun­maktadır.

YALVAÇTAKİ TARİHİ CAMİLER

Devlethan camii, Ulu camii adıyla da anılır. Hamitoğlu Beyliği zamanında yapılmış bir camidir.

Heydanoğlu Camii

Osmanlı Dönemi'nde yapılmış olan bir camidir.

 

 

MESİRE YERLERİ

Gazniri Mevkii

ilçe merkezine 25 km. uzaklıkta, Hoyran Gölü'nun kuzeydoğu kıyısıdır.

Aşağı Tırtar köyü tarafındaki kaya mezarları ve antik kalıntılar yanında

eşsiz tabii güzeliklere sahiptir. Kamp kurmaya, günübirlik piknik

yapmaya ve avlanmaya müsaittir. Göl kenarındaki küçük lokantalardan

taze balık yemek her zaman mümkün­dür.

Gemen Korusu

İlçeye 7 km. uzaklıktadır. Koruluk yanında Men Mabedi kalıntıları

ve ilçeye hakim görüş açısıyla ilgili çekici bir manzara ve dinlenme yeridir.

 

 

 

Düzkır Orman Alanı

Son yıllarda düzenlenmiş bir piknik ve dinlenme yeridir, Çam ağaçları, düzenlenmiş çocuk parkı ve piknik yerleri mevcuttur.

Hisarardı

Sel çayı yatağının iki yakasında kurulmuş olan bir yerdir. Bol suyu, meyve bahçeleri ye tabii güzelliğiyle tanınır. Ayrıca ka­ra avcılığına da müsaittir, ilçeye 3 km. uzaklıktadır.

Hisarardı köyünün devamında Yalvaç içme suyuna kaynaklık eden yöredeki bir mesire yeridir. Tabii güzelliği ve güzel suyu için tercih edilir.

DOĞAL MAĞARALARI

Akar – Donar Mağarası

Dedeçam köyünün 3 km. güney doğusunda Koçyatağı tepe­nin kuzey yamacmdadır. Dikey ve kuru mağaradır.

Ayı İni Mağarası

Sultan dağlarının güney eteklerinde, Yalvaç'ın kuzey-doğusunda, Nazilli deresinin yukarı bölü­mündedir. Yatay ve kuru mağaradır. Büyük bir ihtimalle erken Bizans Dönemi'nde muhtelif amaçlarla kullanılmıştır. İçerisinde su sarnıçları bulunmaktadır.

Değirmen Önü Mağarası

Kozluçay kasabasınm 1 km, kuzey-doğusunda Su Geçidi deresinin yakınındadır. Yatay ve kuru mağaradır.